26 Ağustos 2009 Çarşamba

BİRİ ŞUNU DURDURSUN!!

Kazım'dan basın mensuplarına küfür!

Fenerbahçeli futbolcu, antrenman sırasında basın mensuplarına doğru yaklaşarak ağır şekilde küfür etti

Fenerbahçe, FC Sion ile yapacağı maçın hazırlıklarını bugün akşam saatlerinde yaptığı antrenmanla tamamladı.
Fenerbahçe Samandıra Can Bartu Tesisleri'nde ilk 15 dakikası basına açık gerçekleştirilen idman, 23 yaşına basan Kazım'ın doğum günü kutlanması ile başladı. Kazım'a her doğum günü kutlamasında olduğu gibi kupa hediye edildi.
Bu kutlamanın ardından teknik direktör Christoph Daum, futbolculara FC Sion maçı ve antrenman ile ilgili bilgiler verdi.
İdman, yardımcı teknik direktör Ayhan Tumani yönetiminde ısınma ve koordinasyon çalışması ile başladı. Antrenman daha sonra yarı sahada yapılan teknik ağırlıklı bir çalışma ile devam etti. Sarı-lacivertli takım, dar alanda yaptığı taktik ağırlıklı çift kale maçın ardından bir süre daha sahada kalarak özel bir çalışma gerçekleştirdi.
Kaptan Alex ve Mehmet Topuz, bireysel oyuncu antrenörü Dolu Arslan yönetiminde ayrı bir çalışma yaparken, Deniz Barış ve Deivid de Souza ise antrenmana katılmadı.
Fenerbahçe, idman sonrasında tesislerde kampa girdi.

KAZIM'DAN BASIN MENSUPLARINA KÜFÜR
Bu arada Kazım, antrenmanın başında gerçekleştirilen düz koşu esnasında gazetecilerin olduğu bölüme gelerek, basın mensuplarına ağır bir şekilde küfür etti. Kazım'ın neden küfür ettiği anlaşılmazken, genç futbolcunun bu davranışı basın mensupları arasında şaşkınlık yarattı.

KAYNAK: MİLLİYET

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Önce Diyarbakır maçında, şimdi de antremanda... Senin gibileri yurda sokmamak lazım ama milli takım da bile oynuyorsun, ona yanarım.

24 Ağustos 2009 Pazartesi

"Sabri nerdesin sen!"

Kayserispor maçını Yeni Açığın Numaralı tribüne yakın kısmında izledim. Bir pozisyon sırasında arkamda 2 taraftarın yaptığı konuşma:

-Sabri nerdesin sen?
-Adam ilerde ya
-şuna bak ya, Sabri yerine dönsene, ne işin var orda
-Keita defansta kaldı onun yüzünden.

Bu konuşma çok garip geldi bana. Anladığım kadarıyla bu iki insan futboldan zerre kadar anlamıyorlar. Bildikleri tek şey, Sabrinin defans, Keita'nın da hücum oynadığı. Ama bilmedikleri bir şey var ki o da defansın da hücumun da takım halinde yapıldığı. Üstelik başımızda da total futbolun öncüsü bir hoca varken buna alışkın olmamız gerektiğini inşallah zamanla sökecekler. Ne var yani, bir pozisyon sırasında Sabri hücuma çıkmış, arkasını mecburan de Keita dolduracak, bunu yapacak ki gol yemeyelim. Hayır yani Rijkaard'dan daha çok mu biliyorsunuz, o görmüyor mu Sabri'nin ileri çıktığını? Gerekirse o müdahale eder zaten Sabri'ye, izleyin takımı siz, tezahurat edin, kızmayın futbolcuya. Adamın adı çıkmış bir kere dokuza, ne yapsa yaranamaz artık bazılarına...

SANIRIM SANA GÜRCAN:


Tamam, Fenerlisin anladık, tamam Keita ve Elano'yu beğenmiyorsun, onu da anladık, ama önce bir yazar olarak önyargılı davranmak yerine bekle be bilgiç Gürcan abi, önce bir kere izle şu adamları sonra yorum yap. Ha gerçi Keita'yı izledin, Talin'li futbolcular zaten turistik geziye gelmişler deyip gene yaptın yapacağını. Ama sen böyle yaparsan, Elano ve Keita'da sana her hafta kapak yapar, üstüne de bir de yukarda ki resimi çakarlar. Resimi görünce sen aklıma geldin be abi, Selçuk yula olma yolunda emin adımlarla yürüyorsun...

3.HAFTA MAÇI: GALATASARAY:4 - KAYSERİ:1


Maçla ilgili teknik değerlendirmeler ve güzel yorumlar diğer bloglarda fazlasıyla mevcut. Onun dışında bir-iki noktaya temas edip bir kaç kelam etmek isterim. Takımda ki kaliteli yabancılarımız gerekli katkıda bulunarak bize güzel bir gece yaşattılar. Ya yerli futbolcular? Dikkat etmişsinizdir, 2.yarıda takımda altyapıdan gelen 4 oyuncumuz vardı. Arda, Uğur, Sabri ve Aydın... Hepsini bir arada oynar görünce gerçekten gururum okşandı, elalem 18’lik kadrolarına 1 tane bile paftan oyuncu koyamazken bizde 4 oyuncu sahadaydı. Umarım daha da uzun süre beraber oynarlar. Darısı başta Emre ve Serdar başta olmak üzere diğer gençlerin başına. Bu arada diğer oyuncularımıza haksızlık etmeyeyim, defansta “sakat” ve “sakar” olarak nitelendirilen Gökhan ve orta sahada da Mustafa Sarp ve genç yaşta transfer edilen Mustafa Topal. Ayhan, Servet, Hakan zaten kanıtladılar kendini. Tribünlerin defansif bir oyuncuya tezahurat etmeleri çok nadirdir, genelde hata yaptıklarında homurdanmalar duyulur ama dün gece kapalıdan “Mustafa Sarp” diye yapılan ve bütün stada yayılan bir haykırış vardı. Canını dişine takan, giydiği formanın anlamını ve değerini bilip üstüne koyan ve teknik direktörümüzün her maç 90 dk forma verdiği bir adam için azdı bile bu. Bu da Sabri’ye biraz ders olur inşallah, senelerdir bu klüpte ve sürekli gerileme içindeydi, yeni yeni gelişim göstermeye başladı, umarım devam eder böyle (Tabi hocamızın katkısını da unutmayalım)

Dikaktimi çeken bir diğer konu ise tribünler arasında ki kopukluktu. Abartıyor muyum bilmiyorum ama eski açıkla kapalı arasında bir uyumsuzluk daha da kötüsü sanki bir çekişme vardı gibiydi. İlk yarı gayet iyiydi, beraberce ve uyumlu şekilde takım desteklendi ama 2. Yarı durum değişti. Eski açık bir şey derken, kapalı başka bir şey diyordu. Bir de şu “Peşindeyiz heryerde” yada diğer adıyla “Nevizade geceleri” ni artık daha fazla kişinin bilip, güzel bir şekilde söylemesinin vakti çoktan geldi.


BLOG'UM HAKKINDA...........


Bir kaç gün önce aldığım bu blogda ilk yazımı yazmak bu güne nasipmiş, vakit oldukça, çoğunlukla spordan, özellikle futboldan ve özellikle Galatasaray'ımızdan bir şeyler yazmaya çalışacağım. Blog adını neden bu şekilde koymak istediğimi açıklamak gerekirse, aslında diğer bloglardan etkilendim. İlginç ve güzel isimler gördüm bloglarda. Benim de aklıma , uefa finalinde TRT spikerinin, Popescu penaltıyı atarken dediği "Haydi oğlum Popescu" kelimeleri aklıma geldi. Umarım okuyanı bol, yazıları iyi olan bir blog olması dileğiyle.......