20 Kasım 2009 Cuma

Sen de mi Spor Servisi??

NTVspor'da hafta içi yayınlanan Spor Servisi programını imkan buldukça keyifle izliyorum, TV'de ki en kaliteli programlardan biri bence. Sabahları izleyemesem dahi, NTV'nin sitesinden mutlaka takip eidyorum. Ama 19 Kasım günü yapılan yayın açıkçası hoşuma gitmedi. Nedenine gelince, 1 gün önce H1N1 virüsü kapmış olduğu açıklanan Arda Turan için tek bir kelime bile edilmedi. Bu yazıyı yazma nedenim Arda Turan Türkiye'nin en popüler ve yetenekli futbolcusu olduğu için değil kesinlikle. Galatasaray basketbol takımında yaşanan rezalet durum 50 dk'lık programın büyük bir kısmında konuşuldu, ama Arda Turan için tek kelime dahi edilmedi. Skandalları seven bir toplumuz biliyorum, günlerce bir skandalı konuşabiliriz, toplumca bu hoşumuza gider, zaten hasır altı edilmeyip üstüne de gidilmeli, ama bu skandallar tek başına gündemimizi oluşturmamalı, bunu spor Servisi programı için demiyorum, süresi zaten kısıtlı olan bir programda konuşulacak konularda kısıtlıdr, bunu anlayabiliyorum ama anlayamadığım nokta giyimi kuşamı dahi daha önce ki programlarda konuşulmuş olan bir sporcunun, ölüm riski çok yüksek olan bir hastalığa yakalanmışken, adından tek bir kelime bile bahsedilmemesidir, üstelik bu ülkede reyting için değil sadece haber ve spor için çalışan 2 saygın değerli gazetecimiz tarafından yapılmasıdır, beni asıl düşündüren budur..
not: programın başlangıcını bir kaç saniye kaçırdım, eğer o sırada Arda Turan hakkında birşeyler söylenmişse, sözlerimi geri alıyorum.

2 Kasım 2009 Pazartesi

Ezikliğin "resmi" açıklaması:

FB spor klübü resmi sitesinde gene bir taraftar gibi açıklamalarda bulunmuş. Resmi kanalda bu işe karışan bu iki şarkıcı bozuntusunu kınayacağı yerde, gene kendilerine yakışır bir şekilde olayı başka taraflara çekmişler. Küfürlü konuşma 3 yıl önce çekilmiş de, videoyu sızdıranlar şuan GSTV de çalışıyormuş da falan felan.. yahu, isterse olay 10 sene önce olsun, bu suçu ört bas eder mi fbnin resmiyetten uzak resmi çalışanları. Utanmadan bir de o dönem fbtv de çalışan şuan ki GSTV çalışanlarının adını verip olayı onların üstlerine atıyorlar. Bu yaptığınız kepazelikten, zeytinyağ gib iüste çıkmaktan başka bir şey değil, zaten özür dileseniz şaşardım, nerde sizde o erdem....

31 Ekim 2009 Cumartesi

Ezikbahçe spor klübü...


Bu iki sanatçı bozuntusu içindeki ezikliği bu şekilde dile getiriyor. Ezik şerefsizler, 2 kelimeyi yanyana getiremeyenlere gazetede iş, tv de programcılık yaptırıyorlar. İşte fbeşin vizyonu, Galatasaray!a laf edeni baş tacı etmek. Aşın kendinizi olum aşın. 3 sene şampiyonluk sözü vermek yerine avrupada başarı sözü versenize, ama veremezsiniz çapınız yetmez. Bizi yenmeyi başarı sayan zihniyet sizi 2 adım ileriye götürmüyor, bunu unutmayın..

Özlü Söz!!

"Büyük takımlar kazandıkları kupaları, küçük takımlar yendikleri büyük takımları konuşur"

Michel Platini UEFA Başkanı

24 Ekim 2009 Cumartesi

Tribün show....

Taraftarlık, 100 küsür desibelle bağırıp sesin fizandan duyulması değildir, oyuncuları ilk dakkadan "... gol gol gol" diye bağırıp telaş strese sokmak değildir, hele hele daha ilk maçına çıkmadan tehdit etmek hiç değildir. Taraftarlık, her sosyal durum için bi pankart açıp, ardından ölmüş bir insana küfür etmek de değildir. Taraftarlık budur:

19 Ekim 2009 Pazartesi

Maç sonu Frank Rijkaard'ın yorumu:

Galatasaray Teknik Direktörü Frank Rijkaard, Trabzonspor karşılaşmasının ardından maçla ilgili olarak şunları söyledi. Karşılaşmanın oldukça stresli geçtiğini söyleyen Hollandalı teknik adam, “Yapılan hataları sadece defansa mal etmemek lazım. Ortada bir hata varsa bunu takım olarak yapıyoruz. Bugün baktığımız zaman üç gol yedik ancak burada sorun sadece defans kurgusunda ya da o bölgede görev yapan oyuncularda değil. Orta sahada da çok basit hatalar yaptık. Bu hataları ortadan kaldırmamız lazım”.

İlk yarıda takım olarak çok iyi oynadıklarını ifade eden Rijkaard, “ 2-0 öne geçtikten sonra 3-0'ı düşünmeye başladık. Ancak rakibimiz bir gol bulunca planlar değişti. Olan her şeye rağmen maçın bizim kontrolümüzde olduğunu söyleyebiliriz. Trabzonspor da bugün çok iyi mücadele etti. Bugün burada çok güzel ve bir o kadar da stresli bir maç izledik. Tüm futbolseverler bu mücadeleden zevk almıştır. Bizim üç puana ihtiyacımız vardı ve biz üzerimize düşeni en iyi şekilde yaptık” şeklide konuştu.

Ankaragücü maçından sonra yapılan eleştiriler hakkında da konuşan Rijkaard, "Takımımız, Trabzonspor karşısına bu eleştiriler ışığında çıktı. Üzerimizde bir baskı vardı ve bu baskıyı kırmak için bizim de kazanmamız lazımdı. Futbolda eleştiri belli sınırlar içerisinde normal” diye konuştu.
(www.galatasaray.org)


Boşuna güvenmiyoruz hocamıza, demesi gerekeni güzelce söylemiş. Sorunun nerde olduğunu biliyor, ilerde de buna mutlaka çare bulacaktır...

Galatasaray 4 - Trabnzonspor 3: Biraz insaf

"Saha içinde güzel şeyler olmayınca, bunları yayınlıyoruz" gibi bir cümle kurdu TRT Stadyum programı sunucusu, Galatasarayın güzel dizayn edilmiş takım otobüsünün görüntülerini yayınladıktan sonra. En beğendiğim programlardan biri, konuklarını da keyifle izlerim ama söylediği bu cümle bana garip geldi.
Maçta futbol kalitesi adına pek çok şeyin eksik olduğuna hemfikirim, takım savunması desen yok , tempo desen 10 dk var sonrası yok, yok oğlu yok, ama pek çok maçta
olmayan gol var hem de 7 tane. Tabiki 4 gol atarak galip gelmiş olmak gözümüzü boyamıyor, gerçekçi olup hataları gidermek gerekiyor ama birader 7 gol atılmış bir maç için de "maçta güzel şeyler olmadı" demek biraz ayıp oluyor.
Hiç bir şey olmasa bile sahada gol var, 90 dakika heyecan var, hiç susmayan bir taraftar topluluğu var, futbolun amacı gol ise bunu görmezden gelmenin mantığı nedir anlamış değilim. 0-0'a güzellik denilecekse istemiyorum böyle güzelliği.

Öndeyken paniklemenin, takım savunmasındaki zaafların, bireysel hataların, kendi evinde rakibe pozisyonlar vermenin gözardı edilmemesi de gerekiyor, bu konuda teknik ekibimize güveniyoruz zaten, bu zaman alsa da çok puanlar kaybetsek de ben kendi adıma sabredeceğim, ta ki takım halinde hücum takım halinde defans yapabilinceye kadar. Ozamana kadar atabildğimiz kadar atalım, kazanabildiğimiz kadar kazanalım, keyif alalım.....

26 Ağustos 2009 Çarşamba

BİRİ ŞUNU DURDURSUN!!

Kazım'dan basın mensuplarına küfür!

Fenerbahçeli futbolcu, antrenman sırasında basın mensuplarına doğru yaklaşarak ağır şekilde küfür etti

Fenerbahçe, FC Sion ile yapacağı maçın hazırlıklarını bugün akşam saatlerinde yaptığı antrenmanla tamamladı.
Fenerbahçe Samandıra Can Bartu Tesisleri'nde ilk 15 dakikası basına açık gerçekleştirilen idman, 23 yaşına basan Kazım'ın doğum günü kutlanması ile başladı. Kazım'a her doğum günü kutlamasında olduğu gibi kupa hediye edildi.
Bu kutlamanın ardından teknik direktör Christoph Daum, futbolculara FC Sion maçı ve antrenman ile ilgili bilgiler verdi.
İdman, yardımcı teknik direktör Ayhan Tumani yönetiminde ısınma ve koordinasyon çalışması ile başladı. Antrenman daha sonra yarı sahada yapılan teknik ağırlıklı bir çalışma ile devam etti. Sarı-lacivertli takım, dar alanda yaptığı taktik ağırlıklı çift kale maçın ardından bir süre daha sahada kalarak özel bir çalışma gerçekleştirdi.
Kaptan Alex ve Mehmet Topuz, bireysel oyuncu antrenörü Dolu Arslan yönetiminde ayrı bir çalışma yaparken, Deniz Barış ve Deivid de Souza ise antrenmana katılmadı.
Fenerbahçe, idman sonrasında tesislerde kampa girdi.

KAZIM'DAN BASIN MENSUPLARINA KÜFÜR
Bu arada Kazım, antrenmanın başında gerçekleştirilen düz koşu esnasında gazetecilerin olduğu bölüme gelerek, basın mensuplarına ağır bir şekilde küfür etti. Kazım'ın neden küfür ettiği anlaşılmazken, genç futbolcunun bu davranışı basın mensupları arasında şaşkınlık yarattı.

KAYNAK: MİLLİYET

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Önce Diyarbakır maçında, şimdi de antremanda... Senin gibileri yurda sokmamak lazım ama milli takım da bile oynuyorsun, ona yanarım.

24 Ağustos 2009 Pazartesi

"Sabri nerdesin sen!"

Kayserispor maçını Yeni Açığın Numaralı tribüne yakın kısmında izledim. Bir pozisyon sırasında arkamda 2 taraftarın yaptığı konuşma:

-Sabri nerdesin sen?
-Adam ilerde ya
-şuna bak ya, Sabri yerine dönsene, ne işin var orda
-Keita defansta kaldı onun yüzünden.

Bu konuşma çok garip geldi bana. Anladığım kadarıyla bu iki insan futboldan zerre kadar anlamıyorlar. Bildikleri tek şey, Sabrinin defans, Keita'nın da hücum oynadığı. Ama bilmedikleri bir şey var ki o da defansın da hücumun da takım halinde yapıldığı. Üstelik başımızda da total futbolun öncüsü bir hoca varken buna alışkın olmamız gerektiğini inşallah zamanla sökecekler. Ne var yani, bir pozisyon sırasında Sabri hücuma çıkmış, arkasını mecburan de Keita dolduracak, bunu yapacak ki gol yemeyelim. Hayır yani Rijkaard'dan daha çok mu biliyorsunuz, o görmüyor mu Sabri'nin ileri çıktığını? Gerekirse o müdahale eder zaten Sabri'ye, izleyin takımı siz, tezahurat edin, kızmayın futbolcuya. Adamın adı çıkmış bir kere dokuza, ne yapsa yaranamaz artık bazılarına...

SANIRIM SANA GÜRCAN:


Tamam, Fenerlisin anladık, tamam Keita ve Elano'yu beğenmiyorsun, onu da anladık, ama önce bir yazar olarak önyargılı davranmak yerine bekle be bilgiç Gürcan abi, önce bir kere izle şu adamları sonra yorum yap. Ha gerçi Keita'yı izledin, Talin'li futbolcular zaten turistik geziye gelmişler deyip gene yaptın yapacağını. Ama sen böyle yaparsan, Elano ve Keita'da sana her hafta kapak yapar, üstüne de bir de yukarda ki resimi çakarlar. Resimi görünce sen aklıma geldin be abi, Selçuk yula olma yolunda emin adımlarla yürüyorsun...

3.HAFTA MAÇI: GALATASARAY:4 - KAYSERİ:1


Maçla ilgili teknik değerlendirmeler ve güzel yorumlar diğer bloglarda fazlasıyla mevcut. Onun dışında bir-iki noktaya temas edip bir kaç kelam etmek isterim. Takımda ki kaliteli yabancılarımız gerekli katkıda bulunarak bize güzel bir gece yaşattılar. Ya yerli futbolcular? Dikkat etmişsinizdir, 2.yarıda takımda altyapıdan gelen 4 oyuncumuz vardı. Arda, Uğur, Sabri ve Aydın... Hepsini bir arada oynar görünce gerçekten gururum okşandı, elalem 18’lik kadrolarına 1 tane bile paftan oyuncu koyamazken bizde 4 oyuncu sahadaydı. Umarım daha da uzun süre beraber oynarlar. Darısı başta Emre ve Serdar başta olmak üzere diğer gençlerin başına. Bu arada diğer oyuncularımıza haksızlık etmeyeyim, defansta “sakat” ve “sakar” olarak nitelendirilen Gökhan ve orta sahada da Mustafa Sarp ve genç yaşta transfer edilen Mustafa Topal. Ayhan, Servet, Hakan zaten kanıtladılar kendini. Tribünlerin defansif bir oyuncuya tezahurat etmeleri çok nadirdir, genelde hata yaptıklarında homurdanmalar duyulur ama dün gece kapalıdan “Mustafa Sarp” diye yapılan ve bütün stada yayılan bir haykırış vardı. Canını dişine takan, giydiği formanın anlamını ve değerini bilip üstüne koyan ve teknik direktörümüzün her maç 90 dk forma verdiği bir adam için azdı bile bu. Bu da Sabri’ye biraz ders olur inşallah, senelerdir bu klüpte ve sürekli gerileme içindeydi, yeni yeni gelişim göstermeye başladı, umarım devam eder böyle (Tabi hocamızın katkısını da unutmayalım)

Dikaktimi çeken bir diğer konu ise tribünler arasında ki kopukluktu. Abartıyor muyum bilmiyorum ama eski açıkla kapalı arasında bir uyumsuzluk daha da kötüsü sanki bir çekişme vardı gibiydi. İlk yarı gayet iyiydi, beraberce ve uyumlu şekilde takım desteklendi ama 2. Yarı durum değişti. Eski açık bir şey derken, kapalı başka bir şey diyordu. Bir de şu “Peşindeyiz heryerde” yada diğer adıyla “Nevizade geceleri” ni artık daha fazla kişinin bilip, güzel bir şekilde söylemesinin vakti çoktan geldi.


BLOG'UM HAKKINDA...........


Bir kaç gün önce aldığım bu blogda ilk yazımı yazmak bu güne nasipmiş, vakit oldukça, çoğunlukla spordan, özellikle futboldan ve özellikle Galatasaray'ımızdan bir şeyler yazmaya çalışacağım. Blog adını neden bu şekilde koymak istediğimi açıklamak gerekirse, aslında diğer bloglardan etkilendim. İlginç ve güzel isimler gördüm bloglarda. Benim de aklıma , uefa finalinde TRT spikerinin, Popescu penaltıyı atarken dediği "Haydi oğlum Popescu" kelimeleri aklıma geldi. Umarım okuyanı bol, yazıları iyi olan bir blog olması dileğiyle.......